24.04.2010

Özgüven


Kişinin kendine güveninin eksikliğinin aileden geldiği söylenir. Eğitim psikologları, birey eğer beş yaşına dek aile içinde ve yaşam alanında kendini güvende hissetmemişse ileriki yaşlarda bunun özgüven eksikliğine sebep olacağını söyler. Bu yüzdendir ki şiddet gören çocuğun şiddet eğilimi fazladır. Çünkü şiddetin normalliğini kendi hayatında kanıksamıştır, bunun aksini kabul etmez.

Dört yaşlarımda hayatımın ilk travmasını atlatmıştım. Ve bugün dönüp baktığımda ne zaman kendimle ilgili içinden çıkamadığım sorunlarım olsa o psikolojiye bürünüyorum. Lojmanın tahta kapısının önünde ağlayarak kapıyı yumruklayan, küçücük tırnaklarıyla o tahtanın nemli dokusunu kazıyan, o kokuyla birlikte geriden gelen kömür ve gübre karışımı kokuda, kendini savunmasız ve yalnız hisseden, korkmuş küçük kız oluveriyorum yeniden. Etrafımda umut veren bir tek sokak lambası olmuyor ve ay ışığının en çok aydınlattığı yere, yandaki caminin önünde duran teneşir taşına sığınıyorum. Sesim ağlamaktan kısılana, bedenim uykuya yenik düşene dek bekliyorum. “Yarın yeni bir gün, bugün birazdan bitecek, bu kâbus devam etmeyecek,” tesellileri dahi edemiyorum.

Bu yüzdendir ki bazı noktalarda müthiş iyimser bir insanken, kendimle ilişkili her şeyde çok kötümserim. Bir an kendimi her şeyi yapabilecek güçte görürken, bir anda tüm süper güçleri elinden alınmış, sıradan bir insan oluveriyorum. Bir anda yorgunluk çöküyor, Pandora’nın kutusundaki son hezimet, “ümit”, züğürt tesellisi oluveriyor, her şeyi bırakıp soyutlanmak istiyorum. Yaşım ilerledikçe o güçlü kadına karşın ümitsiz ve yorgun kadın arasındaki denge ikincisi ağır basarak bozuluyor. Kötü bir cinsel deneyimden sonra seks yapmayı unutmuşum, kötü bir kavgadan sonra dünyanın en aciz insanıyım, aldatıldığımda ya da kandırıldığımda bunu hak etmişim gibi geliyor.

İyimser olduğum zamanlardaysa sınırı olmayan, fazlasıyla özgür, rahat, istediğimle istediğimi yapabilecek, dünya sikime minare götüme bir insan oluveriyorum.

Mutlu bir çocukluk, beraberinde uyumlu ve mutlu insanlar getiriyor. Mutsuz bir çocukluksa başka insanların dengesizlik olarak yorumladığının aksine tamamen derinlere gömülü bir pranga. Klişedir belki ama psikologların çocukluğa inme ritüeli genellikle doğru sonuçlar getirir. İlk terapimde aslında orada olma sebebim obsesifliğimken bir anda kendimi babamla ilgili sorunlarımı anlatırken, salya sümük kalmış bir vaziyette bulmuştum. Şimdi durup düşünüyorum o adam hayatta olmasa ben nasıl bir insan olurdum diye. Bu kadar çok okur muydum, bu kadar çok üniversite kapılarında savrulur muydum, bu kadar bilme ihtiyacı hisseder miydim diye…

2 yorum:

güvenle kalkan donanım dedi ki...

neden etkilendim ben bundan çok

Artemisia Gentileschi dedi ki...

Vardır senin de belki yaşadığın bir şeyler.

Yorum Gönder