10.04.2010

Seks İçin Fon Müziği


Uzun zamandır bu konu hakkında yazmak istiyordum, nitekim uygun bir yer yoktu. Sırf bu şekildeki yazılarımı derlemek için bir de fanzin yaptım hatta. Sonra hiç çoğaltmadan kendime sakladım onu da.

Müzik eğer hayatınızda dinleyici, prodüktör, organizatör ya da müzisyen olarak bir şekilde önemliyse eminim yazı da ilginizi çekecektir.

Dikkat odaklama sorunu olan, belgeli bir şekilde de obsesif bir insanım. Sizinle konuşurken aslında aklımdan kaşlarınızın yamuk olduğu, masadaki araçların düzensiz durduğu, dvd ya da cd arşivinizin alfabedik sırayla dizilmemiş olduğu geçiyordur. Hâl böyleyken sevişmek de azap olabiliyor benim için. Koku cezbetmemişse, müzik benim odaklanmama yardım etmiyorsa, sürekli konuşan bir partnerim varsa, İstemediğim anda istemediğim bir şey yapılırsa, benim tüm isteğim bitiyor. “Başım ağrıyor,” ayaklarına da yatamadığım için istemediğimi söylüyorum. Bu durumda karşımdaki kötü hissediyor.


Geçmişe dönüp baktığımda hayatımın seksi diyebileceğim bir ya da iki seferim olmuştur. Obsesifliğime dair hiçbir şeyi düşünmeyecek kadar seks dışındaki her şeyden soyutlandığım sevişmeler bunlar. Ve en önemlisi de fon müzikleri benim elimden çıkmıştı ve de gerçekten karşımdaki insanın da benimle aynı hislere sahip olduğundan emin oldum. Fena sayılmayacak bir müzik arşivim var. Ağırlığı metal ve hardcore albümleri olsa da, jazz, klasik müzik, rock’n’roll, seksenler pop, blues, elektronik, post rock, indie, sludge, punk, psychedelic diye uzar gider bu liste. Ortaokul ve lisede hoşlandığımız insanlar için hazırlanan kasetin tavlama taktiklerinden olduğu bir nesilden geliyorum ben. Belki bunun etkisidir. Müziğin en büyük afrodizyaklardan olduğunu düşünenlerdenim.

Bununla birlikte hazırladığım her listeyi de saklarım. Elimde bir sevgili listesi yok ama sevgililer ya da partnerler için hazırlanmış play list’lerin olduğu bir klasörüm var. Karşımdaki insandan ziyade, kendimi o dönem nasıl hissediyorsam o türde ağırlığın olduğu listeler bunlar. Birinin eline geçse arşiv değeri var, o derece özeller.

Kamasutra’daki yengeç pozisyonu kafamda Gogol Bordello ya da The Prodigy ile, klasik misyoner Impaled Nazarene ile, doggy Motörhead’le eşleşebiliyor mesela. Boşalma anı God Is an Astronaut ile, boşalma sonrası sigara molası The Tea Party ya da Nick Cave ile, ön sevişme Patti Smith ya da Antony & The Johnsons ile örtüşebiliyor. Bazense Bryan Adams, April Wane, Heart, Gregory Abbott, A-ha, Abba, David Bowie, Berlin, Michael Jackson, Genesis, Chicago, C.C.Catch, Laura Branigan olabiliyor bu listelerde. Bazen sadece Mozart, Bach, Vivaldi ya da Çaykovski de olabiliyor. Bazen bir tek enstrüman olarak saksafon ağırlığında karışık türde bir liste de yapabiliyorum ki bence gelmiş geçmiş en seksi enstrümandır. Çağrışımı olarak oral seksi bir yana koyarsak çıkardığı ses beni resmen tahrik ediyor.


Tamamen doğaçlama gelişen durumlarda, özellikle outdoor seks söz konusu olduğunda elbette böyle bir şans olamıyor. Böyle bir durum da genellikle planlı olmaz ve zaten algılar tamamen sekse odaklanmıştır. E o anda da fon müziğiyle bir seks ortamı oluşturmaya gerek yoktur. Ha benim en büyük fantezilerimden biri kalabalık bir mekânda, tercihen konser ya da festivalde seks yapmak ama bu ülkede yaşadığım müddetçe pek de mümkün görünmüyor.

Seks sırasında fon müziği olarak ne türde şarkılar seçtiğiniz elbette ki sizin ve de partnerinizin zevklerine göre değişir. Çok farklı türlerde müzik dinliyor olmanın avantajları olduğu gibi dezavantajları da var. Sadece Türkçe müzik dinleyen, üstüne üstlük İngilizce bilmeyen bir partner için mesaj içerikli bir şarkı seçmek bunlardan bir tanesi. Başıma geldiğinden biliyorum. Alman thrash metal grubu Sodom’un Eat Me adında bir şarkısı vardır ve nefis sözleri vardır. Bu şarkının kasten açılmış olması doğrudan “seks yapalım ve ye beni,” demektir değil mi? Her zaman işe yaramıyormuş, görmüş oldum. Demem o ki fon müziği önemlidir. Buna gösterdiğiniz özen sevgilinize olan dokunuşunuzla da, ona ayırdığınız zamanla da ilgilidir. Son sözlerim az evvel bahsettiğim Eat Me şarkısıyla olsun. Şöyle ki;

Your big brown eyes look sharp
Beneath your neck
I feel myself getting hard
Spread your crack

Hellfire and damnation
You sweat blood
You feel yourself well served
No you're not

Eat me!

Number one in your face
Number two on your cans
Orgasmic rush of lust
Rip off my pants

Eat me!

Come on taste my candy cream
Do the cannibal for me
Built like a brick shithouse
G.I.B

Eat me!
Come on eat me!
Eat me!

5 yorum:

sonradan gurme dedi ki...

alıntı olduğunu belirtseydiniz yahu.

Artemisia Gentileschi dedi ki...

Alıntı sayılmaz. Benim yazımdı, blogtan ayrıldım, buraya kaydettim. Orada başka bir nickle yayınlamıştım, burada da gerçek adımla yayınlıyorum.

sonradan gurme dedi ki...

aa bilmiyodum.

barbieater dedi ki...

yer, zaman ve kişiye göre değişir bu müzik olayı evet ama bazen müzik kendi başına seksi başka bir hale sokar. trash grupları eşliğinde seks fikri çok da hoşuma gittiğini söyleyemem fakat electronic funk veya electronic dance eşliğinde belli bir ritme de sokunca olay çok eğlenceli olabiliyor.
late night moods tadında toplamalar eşliğinde ağızda hoş bir tad bırakan bir seks günün tüm yorgunluğunu alabiliyorken daha sert discolarla sonunda anırırcasına uyunacak şekillere de sokabiliyor mesela. ne için sevişildiği de önemli tabi:)
ama günün birinde karşımdaki partnera açarsa slayer ortam tam da ateşlenirken, bir anda kendini korkunç bir pogo da bulur...

Artemisia Gentileschi dedi ki...

Öncelikle trash değil thrash. Trash çöp demektir. Ve ben hayatımın müziğine çöp dedirmem. :) Bu işte insanın ritm'den ne anladığıyla ve o seksten de ritmden de ne beklediğiyle ilgili. Sadece metal değil her şeyi dinleyen bir insanım, yazıda da mümkün olduğunca belirtmeye çalıştım bunu. :) Ama evet Slayer eşliğinde pogo dönmese de bdsm olur lan!

Yorum Gönder