2.08.2010

DİKKAT! Bu yazının içeriği cinsellik, pornografi ve argo içerir.


Pornografi, kelime anlamı olarak, yok yok bu yazıda saçma sapan dilbilimi ayrıntılarına girmeyeceğim. Aksine konuya eş değerde yüzeysel ama ayrıntı da içeren bir yazı bu. Tamamen duygusal bir açıdan konuya yaklaşacağım.

Pornografi ne kadar eski olabilir? En eski pornografik materyal ne olabilir?

Bugün insanlık tarihinin dahi ne kadar geriye gittiğini anlamak için insanların geride bıraktıkları tarihi eserlere bakıyoruz. Bunlar da duvarlara çizilmiş resimler ya da yapılmış heykeller oluyor. Pornografik materyaller de bilindiği üzere dergi, fotoğraf, resim, video, kitap ya da ses kaydı vs. demektir. Günümüzde estetik anlama daha fazla yoğunlaşmış olan heykel de geçmiş yıllarda pornografi alanında insanların görsel zevklerine malzeme olmuş.

Elbette bizim çağımızın seksi/çekici/güzel kıstası çok farklı. Yapay vücutlar bir yanda dursun, doğal anlamda dahi belirli kıstaslarımız var. Bir porno yıldızını göğüsleri büyük olduğu için sevenler olduğu gibi, beğenmesi için küçük olmasında ısrar edenler de, ortalama boyutta olmasını yeterli bulanlar da mevcut. Kimi zaman kendine “dirty talk” yakıştırması, kimi zaman anüsünün işlevselliği, kimi zaman sadece Asyalı olması dahi bize birilerini sevdirebiliyor. Ayırt edici nitelikler bir yana genel olarak da zayıf ya da balıketli kadınlar tercih ediliyor. Şişman fantezisi olanları tenzih ediyorum.

Eski çağlarda kadının şişman ve büyük göğüslü olmasının bereketle eş değerde tutulduğunu biliyoruz. Anadolu toprakları da Avrupa gibi, çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yaparken, kadını simgeleştirdiğinde, o yıllardan kalan heykel ve resimlerde şişman kadınların daha cazip olduğunu görebiliyoruz.

Yazımın başlangıcında değindiğim noktaya geri dönersek bilinen en eski pornografik eser 35-40.000 yaşında olduğu tahmin edilen, geçtiğimiz sene Stuttgart (Almanya) civarında bulunan, 3-4 cm genişliğinde ve 6 cm büyüklüğünde, mamut dişinden yapılmış bir kadın heykeli. Belki daha eski yıllara ait erkek heykelleri de vardır ama şimdiye dek bulunmuş, bir kadını simgeleştirmiş en eski figür budur. Bilim adamları heykelin şaman ritüellerinde kullanılmış olabileceği ihtimalinden bahsetse de pornografik bir figürü de temsil edebileceğinin altını özellikle çiziyor. Bu ihtimali güçlendiren şey de paragrafın üzerinde resmini gördüğünüz heykelin göğüslerinin haddinden fazla büyük ve antropologların varmış olduğu sonuca göre de bulunan diğer heykellerle kıyaslandığında vulvasının abartı derecede ayrıntı içermesi.

Heykelin kafa kısmında, kolye olarak kullanıldığına dair izlenim uyandıran minik bir de kordon var. Boyunlarına mı takıyorlardı, yoksa bir yerlere asıp grup seks mi yapıyorlardı, bunu zaman makinesi icat edilip de kullanım sırası bize geldiğinde öğrenebiliriz ancak.

Heykelden yola çıkarak 35-40.000 yıllık bir geçmişe sahip olan pornografinin günümüzde dahi varlığının kabul edilebilir olmasını tartışan insanlara hemen her platformda rastlıyoruz. Bu tip insanların klişe argümanı pornografinin kadını metalaştırdığı, küçümsediği yönündedir. Günümüzde porno/erotik film festivalleri üç film bir arada mantığından ziyade bu tip ön yargıları yok etme maksatlı seminerler de içermekte. Türkiye’deki feministler(in bir kısmı) tipik söylemleri ve eylemsizlikleri sebebiyle yıllardır bir arpa boyu yol gidememiş olsun, dünya genelinde feminizmin hiç de azımsanmayacak bir grup aktivisti, insanları alternatif pornoya yönlendirmekte.

Sevgilisiyle porno film izlemekten rahatsız olan genel yurdum kadınları bir yana porno belgesellerinde (evet var böyle şeyler) sahne arkası çekimlere ve porno starların özel hayatlarına da değiniliyor. Gayet evli ve çocuklu olanlar olduğu gibi daha genç yaşta olanların ebeveynleriyle birlikte oturup kendi filmlerini izlediği ülkeler mevcut.

Kabul ediyorum, kadının seks yapmasının dahi ayıp sayıldığı, töre cinayetleriyle ilgili haberlerin sürekli gündemi meşgul ettiği bizim toplumumuz için çok ütopik bir durum bu. Yine de modern kadın kendi ayakları üzerinde durmaya çalışırken, kendi etik değerleri sınırında cinselliğini de yaşıyor.

Porno siteler devlet tarafından yasaklanıyor ama insanlar dns değiştirip, hosts yenileyip bir şekilde bu sitelere de giriyorlar. Seks için partnerler hatta swinger için eşler bulabiliyor, grup seks partilerine katılıyorlar. Erotik ve seks shoplar gittikçe artıyor çünkü insanların talepleri de artıyor.

Seksin pornografiyle öğrenilmeyeceğini düşünenlerdenim. Ama insanların yeni şeyler gördüğü, farklı şeyler denemesi için cesaret bulduğu, merak ettiği bazı konularda aydınlanabildiği de reddedilemez. Elbette çat diye karşısına çıkan bir penisten ya da vajinadan ürken, tiksinen, utanan insanlar var. Bu da bireyin yaşadığı çevre ve yetiştirilme tarzıyla ilgili olduğu kadar kendi farkındalığına da bağlı.

İnsanlar eşcinselliğin sonradan edinilen bir çeşit hastalık olduğu saçmalığını tartışa dursun geçtiğimiz günlerde birkaç ülke daha eşcinsel evlilikler için kanunlar yayınladı. Ve cinselliğin dünya standartlarında, olması gerektiği gibi sağlıklı bir şekilde yaşandığını görüyoruz. Cinsellikle pornografinin iç içe geçmiş olması şart olmamakla birlikte olağan da bir durum.

Vajinaya, anüse girmiş ya da dudak arasında bir penisin yarattığı görsel etkiyi bazen yüzlerce kelime yaratamaz. Bu sebeple insanların sırf hobisi olduğu ya da mastürbasyona malzeme olarak kullanmak için pornografiye başvurması çok normal. Bir kadının ağzından cinsel organ adının ya da argo kullanımının çıktığını gören Türkiye’de yaşayan erkekler genellikle “yollu bu” tepkisi verse de biz de sevişiyoruz. Hatta yine argo şekliyle ve tam anlamına uygun biçimde sikişiyoruz. Ve sikişen bir çifti ya da ikiden fazla insanı görmek de elbette keyifli. Erkek için olduğu kadar kadın için de keyifli. Ereksiyon, cinsel isteğin yegâne belirtisi değil. Kadın için cinsel organının nemlenmesi, klitorisine gelen kan akışının ve kalp atışının hızlanması, nefes alış verişin sıklaşması, heyecanlanma da cinsel istek belirtisidir. Kimi zamansa oturup sadece izlersiniz ki izlemenin verdiği görsel keyfi bazen hiçbir şey de veremez.

Andrew Blake gibi, alelade porno filmlerden ziyade sanat yapan yönetmenlerin olduğu günümüzde, pornografiye sürekli fast food muamelesi yapmak da benim için pek keyifli değil.

Sanal platformlarda sıkça kullandığım pornografik üslup da yadırganıyor. İnsanlar “fake” olabileceğimi düşündüğü gibi, “sorunlu”, “azmış”, “tatminsiz”, “motor”, “kaşar”, “orospu” olduğumu da dile getirebiliyor. Bunu kendilerinin minik dünyalarına, keyifsiz hayatlarına, renksiz cinsel yaşamlarına veriyorum. Yirmi iki dakika önce sevişmesem de seksi seviyorum. Pornografiyi seviyorum. Bunları da gizlemiyorum çünkü kendimle barışığım. Ahlâk sınırlarına tıkılıp kalmadım. Ve tüm bunlarla da gurur duyuyor, son download ettiğim videoyu izlemek için yazıyı noktalıyorum. Göz attığım kadarıyla da oldukça başarılı bir seri yapım. Ben ilk bölümü izlerken diğerleri ine dursun, sizlere de The Dark Side of Porn’u tavsiye ediyorum. Hepinize keyifli sikişler.

9 yorum:

sonradan gurme dedi ki...

layk butonu nirde? :D

Artemisia Gentileschi dedi ki...

sakladım. :P

Claire De Lune dedi ki...

evet yaa çok güzel yazmışsın ne kadar klişe bir yorum olsa olsun söylicem: düşündüklerime tercüman oldun:D
seks yapmayı da izlemeyi de seviyoruz, ahlaksızlık buysa çok ahlaksızız. hah!

Mr. No dedi ki...

yürü be, kim tutar seni! ben de böyle türk kadınını seviyorum...

Artemisia Gentileschi dedi ki...

Çöksün zaten o ahlak kavramı. :)

Artemisia Gentileschi dedi ki...

Türk kadını değil de böyle kadınlar diyelim. Irk sınırlamasına karşıyım.

Cellissia dedi ki...

5posta.org'u okumanızı öneririm.

Mr. No dedi ki...

ne fark eder, ha türk ha kamboçyalı.. kadın her yerde kadındır!

og dedi ki...

pornoyla alakalı bir yazıyı paylaşayım:
http://obisp.blogspot.com/2010/08/pornografik-filmin-elestirisi.html

Yorum Gönder