30.08.2010

Mastürbasyon



Yaşımı net olarak anımsamıyorum ama oturduğumuz evden yola çıkarak aşağı yukarı 8-9 olmalı diye tahmin ediyorum. Küçük bir evdi ve salondaki iki koltukta kız kardeşimle karşılıklı uyurduk. Hayır, koltuk değildi, sonraki eve taşınana dek koltuğumuz olmadı, çekyat olmalı evet. Şimdi de durum farklı değil ama o yıllarda ailemin maddi durumu biraz daha kötüydü. Hatta peder bey özel derslere başlayana dek daha kötüydü ve işte o zaman da henüz başlamamıştı.

Müthiş bir dini baskıyla geçti çocukluğum. Çok küçük yaşlarda, dedem henüz içine kapanmamışken, onu ziyaret etmek için köye geldiğimizde, tütün içmek için çardağa* çıktığını görür görmez yanına giderdim. Sarı ve kahverengi tonlarda bir battaniyesi vardı, dizlerine örterdi. Onun içine girer, sokulurdum dedeme. Tütün kokusu cezp ediciydi ama anlattığı hikâyeler kadar değil. Savaş hikâyelerini dedemden dinlemek muhteşemdi çünkü bir kısmını hikâyeci olarak anlatır, geriye kalan ayrıntıları da o hikâyelerin kahramanlarını dile getirerek şarkı olarak söylerdi. Çoğu zaman ilahi melodileri gibi olurdu bunlar ama öyle akılda kalıcıydı ki bugün bile çoğu öykü aklımdadır. Sayısalcı olmama rağmen tarih dersini hep çok sevmem de dedem sayesindedir.

Dedem çok karışmasa da annem ve babam bana din konusunda gerçekten baskı yapmışlardı. Hatta annem o yıllarda pardösü dediğimiz şeylerden giyerdi. Peder bey pantolon giymesini istemezdi, vücut hatlarını belli ediyor diye. İkinci kardeşim henüz doğmamıştı ve gerçekten güzel kadındı annem. Henüz hayattan da vazgeçmemişti. Şimdilerde biraz daha pasaklı, böyle eli ağzı kan içinde olsa bir zombiden ayırt etmeniz mümkün olmaz. Muhtemelen benim çocukluk dönemimde, 1982 senesinde yanlışlıkla kapısını çalan subay üniformalı, yeşil gözlü, ciddi delikanlıya âşıktı. Ciddiyeti dışında her şeyi değişmiş yıllar içinde o adamın. Gözlerinin o canlı rengi zamanla solmuş gitmiş.

İşte konumuzun geçtiği yıllarda henüz ampullü parti kurulmamıştı ve bazı cemaatlere dâhildi kendisi. Evimizde toplantılar olurdu ve dışarıya açılan pencerenin altında durur, o konuşmaları dinlerdim. Elbette konuşulan her şeyle ilgili kitaplar vardı evimizde. Bir odamız duvardan duvara saçma sapan dini yayınlarla doluydu. O kadar ki Yeni Asya Yayınları’nın bastığı bilimsel kitaplardan öğrenmiştim pek çok şeyi. Düşünün ki cinsellikle ilgili bir kitap ya da uzaydan bahseden bir tanesi var ve “Allah-u Teâlâ der ki…” diye başlıyor. Muhtemelen kitaplıktaki kitapların pek çoğunu okuduktan sonraydı bacaklarımın arasındaki şeyin zevk de verdiğini öğrenmek. Ve bu zevkin günah olduğunu bilmek beni ona dokunmaktan alı koymuyordu. Korkmuyordum. İslamiyet’le ilgili filmlerde Muhammed’in bir bedene bürünmemesini komik buluyor, pek çok şeyi saçma görüyordum. Keşfedilmemiş bir şeyim vardı ve keşfetmek için yanıp tutuşuyordum.

Bir penisin neye benzediğini beş yaşında görmüştüm. Bir köyde öğretmendi o zaman babam. Ve köy camisinin yan tarafındaki bir lojmanda yaşıyorduk. Pek çok yaşıtım çocuk vardı köyde ama benim gibi çokbilmiş bir velede tahammül eden tek çocuk Gökhan ilk aşkımdı. Gökhan’ı bir tenhada sıkıştırıp, karşılığında kukumu gösterme vaadiyle pipisini görmüştüm. Kendininkinin gerçekten hayatı boyunca hep artı biri olacak olan pipisinin pek kıymetli olduğunun farkında olmalıydı ki benimkini görünce “öğk, pastaya benziyor,” deyip kaçmıştı. Sanırım bir hafta küs kaldık da sonra solucan şekerlerini benimle paylaşınca barışmıştık. İlkokul birinci sınıfı da beraber okuduk, sonra da babamın tayini bir başka köye çıktı ve taşındık. Ben okuma yazmayı ilkokula başlamadan bir sene önce sökmüştüm ve öğretmenimin de gerçekten gözdesiydim. Gökhan’la hep yan yana otururduk ve her ödevine yardımcı olurdum. Hatta o yıllarda uzaktan akrabamız olan bir çocuk da bana âşıktı ki lise bitene dek de bu devam etti. Sınıfımız kalabalık olduğundan sıralarda üç kişi otururduk ve beni öğretmenim o denyoyla Gökhan’ın ortasına oturtmuştu. Gökhan’la yalnız kalmamıza hiç müsaade etmezdi. Bildiğin Arabesk filmi yani. Ha hayatımın en önemli deneyimini engelleyebildi mi? Tabi ki hayır. Öyle böyle, bir penis gördüm ben.

Ya ilkokul üç ya da dördüncü sınıftaydım ve tüm ışıklar sönene dek beklerdim. Söndüğünde üzerimdeki yorganın köşesini penis benzeri bir şekle getirip bacaklarımın arasına yerleştirir, kaslarımın yardımıyla sürtünürdüm ona. Sanıyorum ikinci seferde peder bey üzerimizi örtmek için geldiğinde yorganı çekiştirdiğinde bir parçasının altımda kaldığını düşünmüş olacak ki, tüm kuvvetiyle çekmişti ve gerçekten canım yanmıştı. Altımda değil de bacaklarımın arasında kaldığını anladığı anda sağlam bir dayak yemiştim gece yarısı. Sanırım “orospu” lafına artık bu kadar kayıtsız kalmam da en çok o adamdan bu lafı duyduğum içindir.

Bir süre sonra buna gerek olmadan ellerimle de tatmin olabildiğimi görebilmiştim. O yaşlarda boşalmak değil zevk almak tatmindi. Ferhan Şensoy’un Kalemimin Sapını Gülle Donattım kitabında penisinden keyif almayı bakıcısı orasıyla oynarken keşfetmesi de bu yüzden haddinden fazla komik gelmişti bana.

Otuzuma giderek daha da yaklaştığım şu yıllarda mastürbasyonla boşalamayıp bir penise ihtiyaç duyan, kadınlarla sadece estetik tatmin için yatan bir biseksüel olmak da bir o kadar ironik. Hoş Ayşenur demek ironi demek, bunu da erken yaşta keşfettim.

İlk mastürbasyonumdan ya bir sene ya da daha az bir süre sonra, kız kardeşimle bir başka ilçedeki teyzemi ziyarete gitmiştik. Kardeşim benden üç yaş küçüktür ve çoğu zaman kavga etsek de aslında iyi geçiniriz. O yıllarda onu oyunlarıma almazdım, ergenliğe girdiğim senelerde de kızlarla yalnız kaldığımızda yalvarırdı yanımıza gelmek için ama onu hep kovardım. Yine de özel bir oyunumuz vardı kız kardeşimle ve ilk olarak da teyzemin evinde başlamıştı bu oyun. Herkesin uyuduğundan emin olduktan sonra ben onun yatağına giderdim ve bugün artık fazlasıyla sıkıldığım seks oyunlarındaki rolleri paylaşırdık. Birimiz zengin bir herif olurduk, diğeri isteksiz, taze bir orospu. Zengin olan diğerini ikna etmeye çalışır, sonra da onun üzerine çıkardı. Gidip gelir, çok kısık seslerle “ah, oh” derdik. Elbette giyiniktik. Yüze dokunmak değil de henüz olgunlaşmamış memelere dokunmak en keyif aldığımız noktaydı. Altta olanın kalp atışının hızlanışı, kendini rolüne kaptırması muhteşemdi bizim için. Bazen bundan sıkılır, farklı rollere de bürünürdük.

Aradan yıllar geçti ve bu konudan hiç bahsetmedik kız kardeşimle. Hatırlıyor olduğundan şüpheliyim çünkü alakasız başka olayları ben hatırlatıyorum hep ona. En eski hatırladığı anılar da kendinin 9-10 benim 12-13 yaşlarıma denk geliyor. Ben ne kadar yırtıksam o benim aksime tam bir rahibedir. Kendi çapında kariyer, çocuk ve evlilik hayalleri olan, en kısa ilişkisi bir seneyi bulmuş, gayet kendi hâlinde bir kız kendisi. Zaman içinde kişiliklerimiz farklı olduğundan, aynı ortamda büyüsek de çok farklı insanlar olduk. Bugün bir sevişme sahnesine bile uzun süre bakamayan, bazen bilgisayarımda bir şeyler ararken karşısına dan diye çıkan penis fotoğrafından tiksinip bana lanet yağdırıp kaçan giden bir kız o.

Düşünüyorum da benim ergenliğim oldukça sorunlu geçti. Annemin zombiye dönüştüğü yıllardı ve ilk regl olduğumda söylememiştim dahi. Söylesem dayak yiyeceğimden korkmuş, kendi başımın çaresine bakmıştım. Okul eteğimin altına kısa çorap giyemediğimden bacaklarımdaki tüyleri yok etmeyi de kendim düşünüp elime geçen ilk jiletle tıraş etmeye kalkmış ve bacağımı kesmiştim. Sağ bacağımdaki belli belirsiz ize her ağdada bakıp sırıtırım o sebeple. Bana her hangi birinin yol göstermemesi kız kardeşim için geçerli değildi. Hep bir adım önde olduğumdan ona bu konularda çok açık oldum. Diğer kardeşlerime de zaman içinde öyle davrandım. Daha geçtiğimiz aylarda en küçük erkek kardeşim çükün kalkmasının normal olup olmadığını sordu bana ve gayet açık anlattım. Bu konuları evde benden başka kimseyle konuşmamasını da ısrarla rica ettim. Beni bulamadığı bir anda peder beye annemin neden ramazan boyunca bir süre oruç tutmadığını sorduğunda aldığı yanıt “Kadınlar bazen kan işerler. Bu kötü bir şey değildir. Çünkü bu onların çocuk doğurabileceğine işarettir.” olmuş. Yine durumu telafi edip bu konuyu daha açık, anlayabileceği bir şekilde anlattım ona.

Kendimi düşündüğümde, internetin var olduğunu dahi bilmediğim yıllarda, bir rehberim yokken, kendi kendimi yetiştirmem epeyce zorlayıcı olmuştu. Bunu geçeyim böyle bir ortamda fikirlerim ve kişiliğimle hayatta kalabilmem dahi mucize.

Bu kadar özel konuları, herkesin ulaşabildiği bir blog sayfasında anlatmak da pek çoğu için garip olabilir. İleride hayatımı kitaplaştırmayı düşünmüyorum. Açıkçası insanların rağbet göstereceği bir öyküm varsa da pek çok anıyla yüzleşmeye hiçbir zaman hazır olamayacağımı düşünüyorum. Bu sebeple de gecenin üçünde aklıma gelmiş olan bu konuları işte burada yayınlıyorum. Belki zaman içerisinde, ara sıra yine yazarım bu konularda bir şeyler. O zamana dek esen kalın Böyle de bir Seynan Levent bitirişi yapar, bir sigara daha yakıp izlemek üzere bir film daha açarım.

13 yorum:

Mr. No dedi ki...

okuyunca 25-30 sene öncesine döndüm. benzer bir çocukluk geçirmişiz. ben öyle çok bi dini baskı görmedim ama muhafazakar diyebileceğimiz yıllardı. büyükşehire taşındıktan sonra hayat değişti. özellikle lisede ve daha sonra da üniversitede hayata bakışım çok değişti. daha özgür oldum. şimdiki eşimle tanıştıktan sonra da bakışım 180 derece döndü. diyeceğim o ki, bana o yılları hatırlattın, bunun için teşekkür etmek istedim. ayrıca insanın hayatına giren başkaları dünyayı ne kadar değiştiriyor, bunu bir kez daha anladım. eğer hala o küçük şehirde ve o küçük çevre içinde yaşıyor olsaydım kimbilir şu anda nasıl biriydim?

Artemisia Gentileschi dedi ki...

Rica ederim ne demek. Asıl ben yorum için teşekkür ederim. :)

phradrel dedi ki...

ehehe okuduğum ilk yazındı, süper bi başlangıç oldu ;)

Artemisia Gentileschi dedi ki...

ilk olsun, son olmasın. :P

topuklusandalet dedi ki...

öyle bi insansın ki..cezbediyosun yaptıklarınla yazdıklarınla..lezbiyenim ben..friendfeedde onca erkek arasından sana ulaşmak ölümüne zor geliyor..ortada dönüp duran bi penis muhabbeti oluyor..ve benim ilgimi çekmeyen bi konu olduğu için sohbete dahil olamıorum..laflarımla ilgi çekemiorum..diğer konularda ise yolundan geçen biri oluorum..kim olduğumu söyleyemem ama yazılarını yaptıklarını takip eden bi lezbiyen olduğunu bil istedim..sana burdan başka bi yerden ulaşamazdım..hep yaz olur mu

Artemisia Gentileschi dedi ki...

Profilini göremiyorum dahi. Üzüldüm böyle bir imaj bıraktımsa, gerçekten. Oysa çok çabuk adapte oluyor insanlar muhabbetime diye düşünüyordum. Çok üzüldüm. Lütfen dahil ol bir şekilde, konuşmak isterim kesinlikle. Teşekkür ederim ayrıca. Yazmamak elimde değil benim, ilkokul ikinci sınıftan bu yana yazıyorum. Blogu güncellemem sık olmuyor sadece, sıkıntı bu benim için de. Umarım değişir bu da.

The King dedi ki...

Başlığın cazibesine kapılarak okudum yazını. Farklı bir açıdan değerlendirmek isterim. Seçimin yaklaştığı bugünlerde kıvrım kıvrım kıvranıyorsam eğer, sana şunulan şartlardan bu kadar pırıl pırıl bir dimağ ile çıkabilmen umut verdi bana. Demek ki hepimiz şartlanmaya hazır kuzu değiliz. Kalemin güçlü, ifaden temiz. Cümleleri süslemeden onikiden vuruyorsun hedefi. Drama olmaksızın bu kadar etkileyici olabilir bir yazı. Tebrik ederim seni .

Artemisia Gentileschi dedi ki...

Çok teşekkür ederim, çok mutlu oldum gerçekten.

topuklusandalet dedi ki...

:)yazdığım için üzüldün sanırım..böyle bi amacım yoktu..evet senle tek kelime dahi konuşmadım aslında ne yapmak istediğimide bilmiyorum..sadece beni bil istedim..bu kadar sanırım..formspringini bilmiorum..friendfeedden dm atılmıo çnkü sana her abone olana sen olmuosun..zaten gizli eşcinselim ffte..gerçi pekde takılmıorum sitede..öyle işte..bi gün direk ulaşmak için bi yol bulursam msj atıcam.. söz..

Artemisia Gentileschi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
SEN dedi ki...

İnanılmaz etkileyici bir yazı , sanki bir film oynuyor sen bazen küçük kız oluyorsun bazen pencere altında evdeki toplantıları dinleyen, bazen kardeşiyle roller üstlenen, dedesinin dizinini dibinde şavaş hikayelerini bayıla bayıla dinleyen, kafasında soruları fazlasıyla olan ve sadece Yüce allah Derki mantığından kopamamış bir dizi kitap! dan bilgi arayan bir küçük kız ... Ve ben bir pencereden senin büyümeni izleyen bir yabancı gibi hissettim çeşitli duygulara sürükledi elbette gördüklerim beni ama nedense genellikle burkularak izledim ... Demek ki cesaret cinsiyete göre yorumlanamazmış bir o kadar da benim ilginç hikayem var fakat sürekli takip edilen bir yaşamımın olmasına lanet ediyorum.. Yani içimden gelenleri yazsam kesinlikle gelecek zamanlarda bana servis edilecek ... Lanet Olsun ... İyi ki azda olsa seni tanımışım ... Bazen sende beni görüyorum ...

me dedi ki...

blog saffanı ilk ziyaret edişimde şansımdanmıdır bilmem yazdığın otobiyogrfi beni etkiledi. çok değil ama yazım tarzın, anlatım için kullandığın tasvirler, cümlelerin akışkanlığı insanda sanki bir edebiyat eserini eline almışta arka kapaktaki yazarın biyografisini okuyormuş hissi veriyor. en ilginç olansa insan kitabın içini merak ediyor. lafı çokta uzatmadan klasik bir cinsellikle ilgili geyiklerin döndüğü siteden uzak kendini hayata ve diğer insanlara maledebilmiş bir kişinin bilgi birikimini paylaştığı kendine özgü bir pencere yaratmayı başarmışsın. tebrikler. anlatım tarzın bir eğitimciyi andırmakta. neyse seninle ilgili çıkarımlarımı belki başka bir zaman konuşuruz. iyi akşamlar

Artemisia Gentileschi dedi ki...

@Sen; çok teşekkür ederim. Senin yorumun da yazma konusundaki isteğimi körükleyenlerden oldu. Minnettarım.

@Me; çok teşekkür ederim. aslında eğitimciyim. sınıf öğretmeniyim. ama bunu ilk defa biri fark etti ve mutlu oldum.

Yorum Gönder