7.11.2010

Adres Değişikliği ve Son Söz


Sabah erken saatlerde gelen, gurur okşayıcı bir mail sebebiyle anımsadım buraya not bırakmam gerektiğini. Zira blogspot'ta kalmak konusunda epeyce ısrarcı olsam da ikna kabiliyeti güçlü insanlara yenik düşmüş bulunmaktayım. Ve blogumu wordpress'e taşıdım.

Bu blogu açmamın sebebi, sağda solda yayınlanmış yazılarımı derlemekti. "Let The Game Begin" yazısına dek de o amaç için var oldu. Onunla birlikte sürekli yazıp durmam da beni, blogu mümkün olduğunca sık güncellemeye itti. Ve artık Ferhan Şensoy'dan apart, kendisine de sonsuz saygımla birlikte www.denememeler.net adresindeyim. Sanıyorum ki blogspot kadar kolay olmayacak oranın takibi, lakin Çin'de olsam beni bulmanızı umuyorum. Zira "okurlar"la değil yoldaşlarımla olduğumu düşündüm hep. Yazmayı sevmenin yolu bana göre okumayı sevmekten geçiyor. Ve beni okumaya değer bulduğunuz için teşekkür ederim.

Bugüne dek gelen sayısız mailler ve az da olsa yorumlarla çoğu zaman duygulandım, utandım, üzüldüm, mutlu oldum ama bir şekilde beni yazmak için gaza getirdiniz. Bazen okurken tahrik olduğunuzu, bazen benimle ilgili fanteziler kurduğunuzu, bazen bana yatma teklif ettiğinizi, bazen kendinizi bulduğunuzu, bazen ahlâksız bir orospu olduğumu, bazen de çocukluğuma inilme potansiyelinde sorunlu olduğumu yazdınız. Lakin çoğu zaman, okunur akıcılıkta, ilgi çekici konularda, içimden geldiği gibi yazdığımı dile getirdiniz. Tamamen iç dünyamı açtığım bu blog siz yoldaşlarımın varlığı olmasa bu kadar yazı da barındırmazdı.

Sadece link bırakıp kaçma niyetindeyken bunun haksızlık olduğunu düşündüm. Bu bloga alâkalı alâkasız herhangi bir aramayla ya da sırf ben yani Artemisia yani Ayşe Nur yazdığı için gelen herkese bir kez daha teşekkür ederim.

Görme ve duyma engeline rağmen harikalar yaratan ve pek çok insana ilham olan Helen Keller'ın sizlere de ışık olması temennisiyle, ondan bir alıntıyla bu blogu kapatıyorum. "Yaşam ya cesur bir tecrübedir ya da hiçbir şey değildir." Yaşamınız boyunca cesur olmanız temennisiyle.

Saygılarımla,

Ayşe Nur

2.11.2010

AN


İsimleri ebeveynler seçer. Genellikle de manevi değeri olan ya da anlamı hoşlarına giden bir isim seçilir. “An” da ona verilen adın son iki harfidir. Ailesinin verdiği isimden ziyade böyle çağrılmaktan hoşlanır. Yani ona kısaca An diyebilirsiniz. Her hoşlandığı kadına da bir isim seçer. Ona sadece o isimle hitap eden kişi olmak ister. Olumlu yanından bakarsak bu kadın için özel hissedilme sebebidir. Olumsuz yanından bakarsak da bu gerçekten bencilcedir.

***

Dudak parlatıcısının kapağını annesinin yaptığı gibi nazikçe çıkardı. Kıvırdı ve tamamı çıkana dek devam etti. Sonra araladığı dudaklarına değdirdi ve önce üst, sonra da alt dudağına sürdü. Yine annesinin yaptığı gibi parlatıcıyı iyice yedirdi dudaklarına. Yeterince göz alıcı olmamıştı. Bu ufak aynada kendi aksine baktığı anda dudakları fazlasıyla albenili olmalıydı. Bir kat daha, bu sefer biraz daha da bastırarak sürmeyi denedi. Alt dudağa geçtiği anda parlatıcı kırıldı. Telaşla kapağıyla birlikte pantolonunun cebine tıkıştırdı. Kırılmasının yaratacağı olaydan ziyade kaybolması daha iyiydi. Bu tip örtbaslar An için artık çocuk oyuncağıydı.

Dolaba doğru yürüyüp çekmecelerden birini açtı ve sade, siyah bir külotlu çorap aldı. Tişörtünü, pantolonunu ve iç çamaşırını sıyırıp yatağa oturdu. İnce ve biçimli bacaklarına bir kez daha baktı. Önce sağ ayağına geçirdi çorabı. Yavaşça dizine kadar geldi ve bu sefer de çorabı sol ayağına geçirdi. Yine dizine dek geldi ve baldırlarından yukarı doğru çıkarırken oldukça dikkatli davrandı. Kalçasını da geçirmek için ayağa kalktı ve boy aynasındaki görüntüsüyle karşılaştı. Gözlerini kendi görüntüsünden alamadan çorabı tamamen giydi. Duvara monte edilmiş boy aynasının tam karşısına geçti ve kendine baktı. Böyle kalabilmeliydi sonsuza dek. Hiç yaşlanmadan, kilo almadan, hücrelerinin ölümü gerçekleşmeden, yaşlılık belirtisi kahverengi lekeler bedenine saldırmadan. Böyle dipdiri ve capcanlı kalabilmenin bir yolu olmalıydı.

Muhteşem göründüğünü düşünüyordu. Yan dönüp yere oturdu ve sırtını dikleştirdi. Bacaklarını hareket ettirdi, sonra aynaya dönüp bacaklarını aralayıp, dizlerini büktü. Penisi sertleşmeye başlamıştı. İşte şimdi yaşadığını hissediyordu. Sadece ereksiyonla değildi elbette, tüm bedeniyle gerçekten nefes aldığını, hayatta olduğunu hissedebiliyordu. Çorabın üzerinden penisine dokundu. Bu, içinde tarifsiz bir coşku yaratıyordu. Ön sevişmelerin hiçbirinde böyle kolay ereksiyon olamadığı geldi aklına. Sadece bir kadına anlatmaya çalışmıştı ve kadın dehşetle gözlerini açıp “sapıksın, ibnesin sen,” deyip hızla giyinmiş ve kaçmıştı evden. Erkeklerden hoşlanıyor olsa bir sorun olmazdı muhtemelen ama onu asıl cezbeden şey kendi bacaklarında külotlu çorap olmasıydı. Bu fetişinden bahsettiği kadınlar genelde bir sonraki sefere jartiyer giyer gelirdi. Hoşuna gidiyordu elbette ama kendi bedeninde olduğu kadar değil. Zweig tespitini yaparken, “Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar,” derken bir noktayı atlamıştı. Doğru ama kesinlikle eksikti. Kadınların yayılabildikleri maksimum sınır kafalarının içindeki ideal erkektir. O ideal erkek külotlu çorap giymekten hoşlanmıyorsa o zaman bu “grost” bir durum olur. Tiksiniyordu hepsinden.

Komidinin üzerindeki nemlendiriciye uzandı ve kapağını açıp bir miktar aldı. Çorabın üzerinden penisine sürdü hepsini. Beton gibi sertleşmişti şimdi ve penisinin nabzı kolundakine eş değerde sıklaşmıştı. “İşte bu,” diye fısıldadı An. Mastürbasyon bu yüzden vajinanın verdiği histen daha keyifliydi. Biraz oynadı penisiyle, tamamen avuçlamıştı onu. Penisini biraz daha kavrasa çorabın apış arası yırtılacaktı. Zevk suyu gelmişti bile. İşaret parmağını değdirdi ucuna ve sonra tadına baktı zevk suyunun. Ananas yemesi ve kırmızı eti bırakmış olması işe yaramıştı, daha güzeldi tadı. Yeniden kavradı penisini. Derisini ileri geri hareket ettirdikçe sona yaklaştığını hissediyordu ve sivilce ucundan fışkıran irinin bin misli bir hızda fışkırdı tüm menisi. Evet boşalmaktan ziyade fışkırmaktı onunki. Çoraptan dışarı çıkmış olan spermlere baktı işte şimdi sadece bunu yalaması için bir kadın gerekliydi.

***

*Bitmemiş romandan, biten birkaç tümce...*